Genel, Haber, Kulüp, Manşet, Yazarlar

FENERBAHÇE KULÜBÜ BAŞKANLIĞI İÇİN AZİZ YILDIRIM MI, ALİ KOÇ MU DESTEKLENMELİDİR? | Prof.Dr.PAŞA GÖKTAŞ

+ -

FENERBAHÇE KULÜBÜ BAŞKANLIĞI İÇİN AZİZ YILDIRIM MI, ALİ KOÇ MU DESTEKLENMELİDİR? | Prof.Dr.PAŞA GÖKTAŞ

FENERBAHÇE KULÜBÜ BAŞKANLIĞI İÇİN AZİZ YILDIRIM MI, ALİ KOÇ MU DESTEKLENMELİDİR?

Talihsiz Bir Seçim Ortamı Oluştu
Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, Fenerbahçe açısından talihsiz bir seçim ortamı oluşmuş durumdadır.
Başkanlık için Aziz Yıldırım ile Ali Koç karşı karşıya gelmemeliydi.
Aziz Yıldırım, “Efsane Başkan” olarak, kendi iradesiyle ve tüm Fenerbahçeli’lerin ayakta alkışlarıyla başkanlıktan diğer bir pozisyona ayrılmalıydı. Ali Koç da, çoğu Fenerbahçeli’nin istediği bir aday olarak Fenerbahçe Kulübü Başkanlığına gelebilirdi.
Neden böyle bir durum oluştuğunu bilmiyoruz.
Sonuçta, yaşamda böyle durumlar ortaya çıkabiliyor.
Arzu edilmeyen durumlarda da tercih yapmak zorundasınız.
Fenerbahçe Kulübü Üyeleri de, şu anda Başkanlık için adaylığını açıklamış olan iki adaydan, birisini tercih etmek zorundalar.
Burada, objektif olarak hangi adayın seçilmesi gerektiği kararına ulaşmaya çalışacağız.

Tarafsız Bir Değerlendirme Yapmaya Çalışacağız
Burada özellikle vurgulamak istiyoruz ki, tarafsız bir değerlendirme yapmaya çalışacağız.
Ben, bu değerlendirmeyi yapmadan önce ne Sayın Aziz Yıldırım ile, ne de Sayın Ali Koç ile ayrıntılı bir görüşme içinde olmadım. Diğer üyeler gibi, her iki Başkan adayının da açıklamalarını yakından izlemekteyim.
Ayrıca, yıllardan beri, Fenerbahçe Kulübü üyesi olan, ailesinde 4 kulüp üyesi bulunan, kulübün sorunlarını ve politikalarını yakından izleyen birisi olarak, kendi birikim ve gözlemlerimle, ulaştığım sonuçları ortaya koymaya çalışacağım.
Daha önce uzun süre Fenerbahçeliler Derneği Başkanlığı yapmış bir kişi olarak, bu tavrı ortaya koymanın hem bir sorumluluk, hem de bir görev olduğu kanısındayım.
Burada hem akıl ve mantığım, hem de vicdanımın sesini dinleyerek tarafsız olmaya çalışacağım.

ADAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

AZİZ YILDIRIM’IN AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI
Aziz Yıldırım’ın Avantajları:
1. Fenerbahçe’ye Adanmışlık Yönünden
Sayın Başkan Aziz Yıldırım, bugüne kadarki Fenerbahçe Kulübü Başkanları içinde, yaşamını tamamiyle Fenerbahçe’ye adayarak Başkanlık yapma yönünden açık ara önde bulunmaktadır.
24 saatini, Fenerbahçe’ye adayarak yaşamaktadır.
Fenerbahçe ile yatıp kalkan yüzbinlerce insan vardır. Adanmışlık bir Başkan için tek ölçü olamaz. Ancak, bu adanmışlığı maksimum ölçüde yararlı kullanmaya çalışırsanız bir değeri olur.
Aziz Yıldırım’ın da, bu şekilde kullanmakta olduğunu gözlemliyoruz.
Bu özelliğiyle Sayın Aziz Yıldırım, her yönüyle saygıyı hak etmektedir.
Fenerbahçe nedeniyle, ailesini feda etmiştir. İşini feda etmiştir. Sağlığını feda etmektedir.
Bu fedakarlıklar, her Başkan adayının ortaya koyabileceği meziyetler değildir.
Bu nedenle, saygı duymak gerekmektedir.

2. Sportif Başarı Yönünden Aziz Yıldırım Dönemi
Bu konu, en çok konuşulan ve eleştirilen konudur.
Özellikle, futbol takımının başarısı yönünden.
Basketbol, voleybol, yüzme, yelken, boks gibi diğer branşlardaki başarıları kimse tartışmıyor.
Bu branşlarda Fenerbahçe, Türkiye’nin tartışmasız en başarılı kulübüdür.
Eurolig Şampiyonluğunu ve finalleri gibi bir sonuç, hayal bile edilemeyecek bir durumdu.
Tüm bunları sağlayan, Sayın Aziz Yıldırım ve yönetimidir.
Bunları unutmamak gerekmektedir.
Futbol takımının başarısına gelince, bunu dönemler halinde incelemek gerekmektedir.
Aziz Yıldırım, 1998 yılında seçilmiştir.
İlk bir- birbuçuk yılı sorunları çözme, borçları temizleme ile geçmiştir.
2000-2001 yılında da Fenerbahçe şampiyon olmuştur.
Aziz Yıldırım dönemini, 2000 yılı ile 2011’in 3 Temmuz’una kadar olan dönem ve 3 Temmuz sonrası dönem olarak ikiye ayırmak gerekmektedir.
3 Temmuz öncesi dönemdeki; 2000-2001 ile 2010-2011 yılları arasında Fenerbahçe’nin 5, Galatasaray’ın 3, Beşiktaş’ın 2 ve Bursaspor’un 1 şampiyonluğu bulunmaktadır.
Fenerbahçe, 3 şampiyonluğu da son maçta ve rakiplerin anlaşmalarıyla kaçırmıştır. Bu anlaşma ve engellemelerde, bugün artık FETÖ’nün de parmağı olduğunu görmekteyiz.
3 Temmuz öncesi dönemde, Fenerbahçe Türkiye Ligini açık ara domine eden takımdır. Tartışmasız şekilde bir üstünlük sağlamış durumdadır.
Bunu sağlayan da Aziz Yıldırım yönetimidir.
Fenerbahçe ile, rakipleri arasındaki fark iyice açılmış durumdaydı.
3 Temmuz sonrasında ise:
Durum tamamiyle tersine dönmüş haldedir.
Eli-kolu bağlanmış, yöneticileri hapse atılmış, gelirlerine ve haklarına el konarak kısıtlanmış, futbolcuları kurşunlanan, davalarla ve linç politikalarıyla boğuşan kulüp, 3 Temmuz sonrasındaki 7 şampiyonluğun ancak birini kazanabilmiştir.
Bu dönemde Galatasaray 4, Beşiktaş 2 ve Fenerbahçe 1 şampiyonluk kazanmıştır.
Fenerbahçe’nin 2011’e kadar sağladığı ezici üstünlük durdurulmuş, gelirleri elinden alınarak doğrudan rakiplerine aktarılmıştır. Fenerbahçe frenlenirken, rakipleri arkadan iteklenmiştir.
Böyle bir durumda da kulüp, mecburen bütçe olarak küçülmeye gitmek zorunda kalmıştır.
Futbolda başarı, bütçelerle ortaya çıkan bir durumdur. Bütçeler küçülünce, başarı da gerilemektedir.
3 Temmuz sonrasında ortaya çıkan durum bundan ibarettir.
Sportif başarı yönünden ele alırsak, Aziz Yıldırım’ın 3 Temmuz’a kadar olan dönemi çok başarılıdır. 3 Temmuz sonrasındaki durum ise, sportif başarı olarak kağıt üzerinde başarılı gözükmemektedir. Bunun nedeni de, haksız yere gasp edilmiş ve çalınmış bütçelerdir. Buna rağmen, futbol takımı yine de iyi sonuçlar almış ve şampiyonlukları son haftaya kadar kovalayabilmiştir.
Aziz Yıldırım döneminin tümünü ele alarak, istatistiksel veriler ortaya koymak vicdansızlık olacaktır. Burada, 3 Temmuz gerçeğini gözardı etmemek gerekmektedir.

3. Finansal Yönden Aziz Yıldırım Dönemi
Bu yönden de Aziz Yıldırım dönemini ikiye ayırmak gerekmektedir.
3 Temmuz 2011 öncesi ve sonrası.
3 Temmuz 2011’e kadarki dönemde, Fenerbahçe’nin borsadaki finansal değeri Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’un değerlerinin toplamının iki katından daha fazlaydı.
Finansal güç olarak, Fenerbahçe ile diğer kulüpler arasında ezici bir uçurum oluşmuştu.
3 Temmuz 2011 sonrasında ise, kulübün gelirlerinin gasp edilerek, doğrudan rakiplerine aktarılması, bu dengeyi bozmuş durumdadır.
Daralan gelirleri nedeniyle Fenerbahçe küçülmeye uğramış, rakipleri ise bir miktar büyüme sağlamıştır.
Şu anda, aradaki farklar kapanmış görünmektedir.
Finansal yönden bakacak olursak, 3 Temmuz 2011 kumpasına kadar, Aziz Yıldırım Yönetimi olağanüstü başarılıdır. 2011 sonrasında ise, anlaşılır nedenlerle sıkıntılıdır.
Ancak bu durum yapaydır. Fenerbahçe’den gasp edilen gelirlerin tazmin edilmesiyle, yine Fenerbahçe’nin üstünlüğü dönemi başlayacaktır.

4. Tesisleşme Yönünden Aziz Yıldırım Dönemi
Aziz Yıldırım yönetiminin en az eleştirildiği durumlardan birisi, tesisleşme konusudur.
Düşünün ki biz, Fenerbahçe Futbol Takımı’nın Kadıköy’deki Aden Otel’de kamp yaptığı, Dereağzı’ndaki sahada antrenman yaptığı günleri biliyoruz.
Bugün Fenerbahçe, çok sayıda tesise sahiptir. Tümünü de Aziz Yıldırım yönetimi sağlamıştır. Rakiplerinden açık ara öndedir.
Bu yönden Aziz Yıldırım yönetimi, bir anlamda Kulübün geleceğini güvence altına almış durumdadır.
Rakipleri elindeki tesisleri satarken, Fenerbahçe varlık sahibi olmaktadır.

5. Kurumsal Dönüşüm Yönünden Aziz Yıldırım Dönemi
Önemli dönüşüm sağladığını görmekteyiz.
Fenerium markası yaratılmıştır.
En önemli konulardan birisi, üye alımının açılarak, grupların bitirilmesidir.
Fenerbahçe, kişi ve grupların keyfi hareket ve çıkarlarının aleti olmaktan kurtarılmış durumdadır.
Bu konuda, Sayın Başkan Aziz Yıldırım’ın büyük çabası olmuştur.

6. Düşünsel Dönüşüm ve Kitleye Yayılma Yönünden Aziz Yıldırım Dönemi
“Bir Milyon Üye”, “Taraftar Kart”, “Temsilci Üyelik” gibi projeler, aslında kulübün tabana yayılması ve tabanda kitleselleşmesi yönünden çok önemli projelerdir.
Bu projelerle Fenerbahçe’nin, Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütü olma özelliği daha da perçinlenecektir.

7. FETÖ’ye Karşı Mücadele Yönünden Aziz Yıldırım Dönemi
3 Temmuz 2011 olayının, bir FETÖ kumpası olduğu artık belgelenmiş durumdadır.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, bu kumpasa karşı başından itibaren son derece kararlı bir dik duruş sergilemiştir.
Amansız bir mücadele vermiştir.
Aziz Yıldırım’ın kararlı ve dirençli mücadelesi, tüm Fenerbahçe camiasını da kenetlemiş, Fenerbahçe camiası da yoğun ve kararlı bir mücadele yürütmüştür.
Liderlik böyle durumlarda ortaya çıkar. Sayın Aziz Yıldırım, FETÖ’ye karşı mücadelede en kararlı duruş sergileyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte, en önemli iki kişiden birisidir.
Aziz Yıldırım’ın ve Fenerbahçe camiasının 3 Temmuz 2011’den sonraki süreçte verdiği kitlesel mücadele; kitlelerin cesaretini, direnç katsayısını ve kazanmaya olan inancını artırmıştır. Bu mücadele, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin de bir anlamda provası olmuş ve kitleler 3 Temmuz sonrasında kazandıkları deneyimle, sokağa dökülmüşler ve darbeyi engellemişlerdir.
Bu nedenle Aziz Yıldırım’ın, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin engellenmesinde de önemli payı bulunmaktadır kanısındayım.
Bu yönden de, ülkenin geleceğine katkısı nedeniyle, saygıyı hak etmektedir.

Aziz Yıldırım’ın Dezavantajları
1. Metal Yorgunluğu ve Yıpranmışlık
Uzun süreli yönetimler doğal bir yıpranmaya uğrarlar. Bu, yönetim biliminin saptadığı bir durumdur.
20 yıl yönetimde kalmak, spor kulüpleri için oldukça uzun bir süredir.
Özellikle de, 3 Temmuz 2011’den itibaren verilen yoğun mücadele hem yönetimi, hem de Fenerbahçe camiasını yorgun düşürmüş görünmektedir. Aziz Yıldırım’ın, hala davasının bitmemiş olması ve belirsizlik ortamı, bir kısım taraftar ve üyelerde değişikliğin iyi olacağı kanısı oluşturmaktadır.

2. Kitlelerin Çabuk Unutması
Uzun vadeli ve kapsamlı düşünen, sorumlu ve yönetici kişiliğe sahip insanlar, Aziz Yıldırım ve yönetiminin verdiği mücadelenin değerini çok iyi bilirler ve değerlendirirler. Ancak, bu tür insanlar toplumlarda sınırlıdır ve %10’u aşmayan orandadır. Kitlelerin çoğu balık hafızalıdır. Çabuk unuturlar ve günlük olaylarla ilişkilidirler. Futbol kulüpleri bazında değerlendirirsek, onları ilgilendiren birinci öncelik, şampiyonluk ve sportif başarıdır.
Şampiyonluk ve sportif başarılar da gecikmeye başlayınca, değişim özlemi duymaya başlarlar.

3. Finansal Sıkıntıların Artması
Gerek 3 Temmuz 2011’den itibaren yaşanılan süreçte, Fenerbahçe’nin 3 kez Şampiyonlar Ligine gönderilmemesi ve bu gelirlerin rakiplerine verilmesi, gerekse de Türk ekonomisinde yaşanan döviz kuru hareketleri, kulübün finansal durumunu derinden etkilemiş ve kulübü finansal olarak küçülmeye mecbur bırakmış bulunmaktadır.
Küçülme, aynı zamanda futbolcu transferlerine de yansımış, birinci- ikinci derece alternatifler yerine, üçüncü- dördüncü alternatiflere yönelme gereği doğurmuştur.

4. Sportif Başarının Sınırlı Kalması
Bu daralma, sportif başarıların da azalmasına neden olmuştur.

5. Yönetimsel Bazı Konularda Başarılı Olunamaması
Aslında gördüğümüz kadarıyla Aziz Yıldırım, yeniliğe açık bir yönetim anlayışı sergilemektedir.
Profesyonel ve kurumsal yönetim tarzını yerleştirebilmek için, çeşitli denemeler yapmıştır.
Kulübe CEO atanması gibi. Sportif menajer olarak Terraneo’nun getirilmesi gibi.
Ancak bu denemeler, Türkiye’de başarılı olamamıştır.
Biraz da küçülen bütçe nedeniyle.
Örneğin, bu dönemde yapılan transferlerden Van Persie’den yararlanılamaması ve sakat çıkması bir talihsizliktir. Emre Belözoğlu gibi önemli bir silahın gönderilmesi akılcı bir uygulama değildir.
Daha önce, Alex’in gönderilmesi akılcı değildir. Bu konuda Sayın Aziz Yıldırım, Alex’in hocanın kararıyla gönderildiğini belirtmektedir.
Sonuçta, yönetimsel olarak eleştiri konusu olan olaylar yaşanmıştır ve bu olaylar da, değişim isteği yönünde kullanılmaktadır.

ALİ KOÇ’UN AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI
Ali Koç’un Avantajları
1. Fenerbahçe’ye Adanmışlık Yönünden
Fenerbahçe’ye tutkulu görünmektedir. Ancak bu konuda, Aziz Yıldırım ile kıyaslanabilecek bir Başkan ya da Başkan Adayı olduğu kanısında değilim.
Başka birisinin, yıllar boyu 24 saatini Fenerbahçe’ye Aziz Yıldırım örneği gibi adayabilmesi kolay değildir.
Mevcut konumu ve işleri dolayısıyla, Ali Koç da bunu yapabilecek durumda görünmemektedir.

2. Yeni Bir Yüz Olma Avantajı
Kitleler, genellikle yenilikten ve değişimden hoşlanmaktadırlar.
Aziz Yıldırım ve yönetiminin, uzun süreden beri devam eden kanıksanmışlığı ve yıpranmış gibi görüntüsü, yeni bir yüz ve değişim sloganıyla çıkan Ali Koç’u cazip kılmaktadır.

3. “Finansal Olarak Güçlüdür” İmajı
Ali Koç’un, kendi grubunun finansal boyutu ve gücünden kaynaklanan bir güçlülük imajı bulunmaktadır.
Bu durum, bazı üyelerde Fenerbahçe’nin de finansal olarak güçlü olacağı imajı yaratmaktadır.
Sayın Ali Koç da, baştan önemli bir sermaye ortaya koyacaklarını söylemektedir.
Bu miktarın boyutunu bilmiyoruz.
Bu durum da, bir kısım Fenerbahçeli’ye cazip gelmektedir.

4. Daha Modern Bir Yönetim Anlayışı Vaadi
Sayın Ali Koç, kendi grubunda profesyonellerle çalışmaktadır.
Benzer anlayışı, Fenerbahçe’de de uygulayacağını anlatmaya çalışmaktadır.
Bu durum da insanlara cazip gelmektedir.
Ancak, Türkiye’deki spor kulüpleri oldukça farklıdır.

Ali Koç’un Dezavantajları
1. Adanmışlık ve Özveri Yönünden Daha Geride
Aziz Yıldırım gibi 24 saatini Fenerbahçe’ye adamış, giderek efsaneleşmiş bir Başkan profili karşısında, bu yönden daha dezavantajlıdır.
İşleri, profesyonellerle sürdüreceğini söylemektedir. Ancak Türkiye’de işler öyle yürümüyor. Bunu defalarca Aziz Yıldırım da denemiş durumdadır. Ancak profesyonelleri etkin yönetmek için de, Başkanın en az onlar kadar mesai harcaması gerekmektedir.
Ali Koç’un kendi şirketleri ve sorumlulukları nedeniyle, bunu yapabilmesi zor görünmektedir.

2. “Yeterince Mücadele Edebilir mi?” Kuşkusu Vardır
Fenerbahçe Kulübü Başkanlığı gibi bir koltuğa oturmuşsanız, her türlü yıpratmaya ve kavgaya hazır olmak zorundasınız demektir. Çünkü, 3 Temmuz süreci halen devam etmektedir. 3 Temmuz 2011 ertesinde Fenerbahçe’yi lime lime doğrayan, her gün saldırı ve itibar cinayeti politikası uygulayan sözde spor yazarları, eleştirmenler ile onlarla işbirliği yapan spor yöneticilerinden önemli bölümü, halen görev başındadırlar. Bunlar pusuda bekliyorlar ve sinsi sinsi yıpratma politikanı halen sürdürüyorlar.
Fenerbahçe camiası içinde de, bunların uzantıları bulunmaktadır.
Tüm bunlarla mücadele etmek zorundasınız.
Ali Koç’un, yapı olarak bu mücadeleye dayanabileceği konusunda kuşkular bulunmaktadır.
Aziz Yıldırım gibi, mücadele gücü ve direncini kanıtlamış bir kişilik karşısında, bu yönden dezavantaj taşımaktadır.

3. “Lütfen Göreve Geliyormuş” Hissi Uyandırması
Sayın Ali Koç, birkaç yerde eleştiriler alınca, “Senin ne işin var burada diye kendi kendime sordum” demektedir.
Ayrıca tavır ve söylemlerinde, sanki Fenerbahçe’ye kurtarıcı olarak geliyormuş gibi ve de bu görevi “Lütfen kabul ediyormuş gibi” bir his uyandırmaktadır.
Bu durum, çoğu Fenerbahçeli için oldukça rahatsız edicidir.
Aziz Yıldırım gibi, Fenerbahçe için taşın altına gövdesini koymuş bir örnek karşısında, Fenerbahçeliler kararlı, arkasına bakmayan, sonuna kadar gidecek, en ufak bir olayda bırakıp kaçmayacak bir aday beklentisi içindedirler.
Sayın Ali Koç’un bu imajı uyandırdığı konusunda kuşkular bulunmaktadır.

4. Tesisleşme Adımlarını Desteklememesi
Sayın Ali Koç, Aziz Yıldırım tarafından yaptırılan birçok tesisin varlığını eleştirmekte ve bir kısmının gereksiz yük olduğunu söylemektedir.
Yanlış hatırlamıyorsam, Fenerbahçe Üniversitesi adımını da gereksiz bulmaktadır.
Aziz Yıldırım ise, tesisleşmeden yanadır.
Tesisleşmeyi tabana yayarak, Fenerbahçeli’lerin daha çok iletişim içinde oldukları, “Fenerbahçeli Yaşam Tarzı” şeklinde bir modele inanmaktadır.

5. Yaratıcı Fikirler Geliştirme Yönünden Geride
Açıkçası ben, Sayın Ali Koç ve ekibi Fenerbahçe’ye ne tür yeni fikirler getirecek düşüncesiyle, bütün söylem ve mesajlarını irdelemeye çalıştım, maalesef dişe dokunur bir proje göremedim.
Sözünü ettiği konuların çoğunluğu, mevcut Aziz Yıldırım yönetimi tarafından daha önceden uygulamaya konulmuş, denenmiş ya da halen uygulanmakta olan projelerden ibaret görünmektedir.
“Camiayı barıştıracağız” mesajı bir proje değildir. Ancak uygulamalarla ilgili bir durum olabilir.
“Herkesle dostça geçineceğiz” bir temenni olabilir. Fenerbahçe’nin tecriti ve yalnızlaşması, kendisinden çok, dışardan kurulan kumpasla ilgili bir durumdur.

BAŞKAN ADAYLARINDAN HANGİSİNİ DESTEKLEMEK DAHA DOĞRU OLACAKTIR?

Şu Anda Fenerbahçe’nin Önündeki En Önemli Konu Nedir?
Hangi Başkan adayının desteklenmesi gerektiği konusunda karar vermek için, öncelikle bu soruyu sormak gerekmektedir.
Şu anda Fenerbahçe’nin önündeki en önemli konu nedir?
Tartışmasız en önemli konu, 3 Temmuz 2011 sonrası süreçte, Fenerbahçe’den haksız olarak çalınan ve gasp edilen hakların tazmin edilmesidir.
Bu bedel hiç de az değildir. En az 200 milyon Euro’nun üzerindedir.
Bu paralar Fenerbahçe’ye verilmemekle kalmamış, tam tersine, Fenerbahçe’den çalınarak doğrudan rakiplerine ödenmiştir.
Yani, duble etki sonucu ortaya çıkmıştır.
Bir taraf durdurulur ve geri geri iteklenirken, diğer taraf öne doğru iteklenmiştir.
Bu durum, doğrudan sportif başarıya yansımıştır.
Finansal olarak zayıf düşen Fenerbahçe, bütçe küçültmek zorunda kalmıştır.
Daha mütevazi kadrolara mecbur kalmış, sportif başarıda geride kalmıştır.
Bu haksızlık giderilmeden ve Fenerbahçe’nin hakları tazmin edilmeden, Türkiye’de sporda barış sağlanamayacaktır.
Bu hakları tazmin etmek için, sonuna kadar kararlı bir mücadele sürdürmeyen Fenerbahçe Başkanı ve yönetimi de, yönetimde uzun süreli kalamaz.
Çünkü şu anda Fenerbahçe’nin kısa dönemli kurtuluşu, tamamiyle bu tazminat davasının kazanılmasıyla ilişkilidir.

Bu Mücadeleyi Kim Daha İyi Yürütebilir?
Temel can alıcı soru bundan ibarettir.
Böyle bir mücadeleyi kim daha iyi yürütebilir.
Benim kanaatim, Aziz Yıldırım’ın daha iyi yürüteceği yönündedir.
Hem konuya tam hakimdir, hem konunun birinci derecede mağdurudur, hem de böyle bir mücadeleyi yürütecek dirence ve kararlılığa sahiptir.
Bu yönden kendisini kanıtlamış bir markadır.
Sayın Ali Koç ve ekibinin, bu yönden aynı direnç ve kararlılığı gösterebilecekleri inancında değilim. İş pozisyonu ve ilişkileri nedeniyle de, böylesine zor ve direnç gerektiren bir konuda sonuna kadar gidebilmeleri kolay görünmemektedir.
Bir Dönem Daha Aziz Yıldırım Desteklenmelidir
Diğer birçok yönden de eğer kıyaslama yapılırsa, Fenerbahçe Başkanlığı için Aziz Yıldırım aday olduğu sürece, O’ndan daha uygun aday bulunması kolay değildir.
Buna Sayın Ali Koç da dahildir.
Son 25-30 yıl içinde, Fenerbahçe içinde benim sınırsız opsiyon tanıyabileceğim kişiler şunlardır:
Eğer benim elimde olsaydı:
• Oğuz ve Aykut’u asla satmaz, kendileri futbolu bırakıncaya kadar Fenerbahçe’de tutardım. (Ali Şen gönderdi)
• Alex’in futbolu bırakıncaya kadar Fenerbahçe’de kalmasını sağlamaya çalışırdım (Teknik direktörün isteğiyle gittiği söyleniyor)
• Emre Belözoğlu’nu futbolu bırakıncaya kadar tutardım (Terraneo’nun isteğiyle gönderildi).
• Aziz Yıldırım’ın kendisi istediği sürece, Fenerbahçe Başkanlığı görevini sürdürmesini sağlarım. Çünkü bu görevi, O’nun kadar özverili ve tutkulu yapanını bulmak zordur.
Bu nedenle Sayın Aziz Yıldırım, 3 Temmuz sürecinin kayıplarını tazmin edinceye kadar görevde kalmalıdır.

BAŞKAN ADAYLARINA ÖNERİLERİM
Sayın Aziz Yıldırım, her yönüyle saygıyı hak etmiş, Fenerbahçeli’lerin “Efsane Başkan”ıdır. Emekleri ve mücadelesi değerlidir.
Bu nedenle, kesinlikle yıpratılmamalı ve saygı gösterilmelidir.
Sayın Aziz Yıldırım’a saygısızlık, Fenerbahçeliler tarafından bağışlanacak bir durum değildir.
Sayın Aziz Yıldırım, her durumda Fenerbahçe’de görev almalıdır.
Başkan olarak, Onursal Başkan olarak, ya da oluşturulacak bir önemli kurulun başkanı olarak.
Fenerbahçe’nin her zaman O’na ihtiyacı olacaktır.
Sayın Ali Koç da kesinlikle yıpratılmamalıdır.
Her zaman için görev alabilir. O’na uygunsuz eleştiriler yönetilmemelidir. Kişiliğine saygı gösterilmelidir. FETÖ projesi vb. gibi ith5amlar yönetilmemelidir.
Sayın Ali Koç da, eleştirilerden incinmemeli ve kırılmamalıdır. Bu tür seçimlerde, eleştiriler olması doğaldır.
O da Fenerbahçe için değerlidir ve Fenerbahçe’nin geleceğinde yeri vardır. Bu bakışla olaya yaklaşılmalıdır.
Hiçbir Fenerbahçeli, ileride pişman olacağı bir ifadeyi birbiri hakkında kullanmamalıdır.
Tüm Fenerbahçeliler’den isteğimiz budur.
Fenerbahçe, her durumda kazanan olacaktır.
3 Temmuz sonrası sürecin, küçülme dönemi sona ermektedir. Artık tekrardan büyüme sürecine girilecektir.
Bu süreç, kim Başkan olursa olsun böyle işleyecektir.
Seçimin, Fenerbahçe’ye ve hepimize hayırlı olmasını diliyorum.

28/ 05/ 2018
Prof. Dr. Paşa Göktaş
Fenerbahçe Kongre Üyesi
Fenerbahçeliler Derneği Eski
Başkanı

Yorumlar

İsim: E-posta: Web:Yorumunuz:


reklam

etkinlik_takvimiHAFTALIK ETKİNLİK TAKVİMİ